Jüpiter gezegeninin fiziksel özellikleri, yörüngesi, uyduları ve halkaları ile ilgili bilgiler.

Jüpiter, Güneş Sistemimizin en büyük gezegenidir. Bu özelliğinden dolayı ismini antik Roma tanrılarından en büyüğünden almıştır.

1610 yılında Galileo’nun Jüpiter’in dört büyük uydusunu(Io, Europa, Ganymede ve Callisto, günümüzde Galile ayları olarak bilinir) keşfettiğinde, bu astronomi tarihi için büyük bir kilometre taşı olmuştu. Bu, Dünya dışında bir gezegenin etrafında dönen nesnelerin ilk keşfiydi.

Jüpiter’in Fiziksel Özellikleri

Jüpiter, Güneş Sistemimizdeki diğer gezegenlerin toplamının iki katı kadar büyüktür. Yaklaşık 80 kat daha büyük olsaydı, gezegen yerine bir yıldız olabilirdi. Şu andaki haliyle bile kendi uydularıyla ufak bir güneş sistemi görünümündedir. Ayrıca Jüpiter’in toplam hacmi 1300 Dünya’ya eşittir.

Bölgelerdeki beyaz bulutlar donmuş amonyak kristallerinden oluşurken, diğer kimyasalların daha koyu bulutları oluşturuyor. En derin görünür seviyelerde mavi bulutlar vardır. Durağan olmaktan çok, bulutların çizgileri zaman içinde değişir. Atmosferin içinde elmas yağmurları gökyüzünü doldurabilir.

Jüpiter’deki en olağanüstü özellik şüphesiz, 300 yıldan uzun süren kasırga benzeri bir fırtına olan Büyük Kırmızı Nokta‘dır. Büyük Kırmızı Nokta, Dünya’nın üç misli çapındadır ve kenarı yaklaşık 360 km / saat hızında döner. Fırtınanın rengi genellikle tuğla renginden hafif kahverengiye değişir, Jüpiter’in bulutlarındaki amonyak kristallerinden az miktarda kükürt ve fosfor bu renk değişiminde etkilidir.

Jüpiter’in devasa manyetik alanı, güneş sistemindeki tüm gezegenlerin yaklaşık 20.000 katı daha güçlüdür. Bu manyetik alan NASA’nın Galileo sondası gibi ağır korumalı bir uzay aracına bile zarar verecek güçtedir. Bir insan için ölümcül seviyenin 1000 katından daha yüksek radyasyon düzeyiyle Jüpiter şu anlık yaşanabilir bir ortam sunmuyor. Bu radyasyon 1 ile 3 milyon kilometrelik bir alanı etkiliyor.

Jupiter, Dünya için 24 saat ile karşılaştırıldığında ekseninde bir dönüş gerçekleştirmek için 10 saatin biraz altındayken diğer gezegenden daha hızlı döner. Bu hızlı dönüş Jüpiter’i ekvatorda şişirir ve kutupları düzleştirir, böylece gezegenin ekvatorda kutuplara oranla yüzde 7 daha geniş olmasını sağlar.

Jüpiter’in Yapısı

Atmosfer İçeriği : Hacimce % 89.8 hidrojen,% 10.2 helyum, az miktarlarda metan, amonyak, hidrojen deuterid, etan, su, amonyak buz aerosolleri, su buzu aerosolleri, amonyak hidrosülfür aerosolleri

Manyetik Alan : Dünya’nın manyetik alanından 20.000 kat daha güçlü.

İç Yapısı : Dünya’nın kütlesinin 10 katı büyüklüğündeki çekirdeği, çoğunlukla gaz halindeki ve sıvı haldeki hidrojenden yapılmış bir atmosferde, gezegenin çapının yüzde 80 ile 90’ına uzanan akışkan bir metalik hidrojen tabakası ile çevrelenmiştir

Jüpiter’in Yörüngesi

Jüpiter’in Yörüngesi (Günberi ve Günöte mesafeleri)

Güneş’e ortalama uzaklık : 778.412.020 kilometre. Dünya’ya kıyasla 5.203 kat daha uzak.

Günberi (Güneş’e en yakın mesafesi) : 740.742.600 kilometre. Dünya ile karşılaştırıldığında 5.036 kat daha uzak.

Günöte (Güneş’e en uzak mesafe) : 816.081.400 kilometre. Dünya’ya kıysla 5.366 kat daha uzak.

Jüpiter’in Uyduları

Jüpiter’in en az 63 uydusu bulunuyor. Şu anda Io, Europa, Ganymede ve Callisto olarak adlandırılan Jüpiter’in en büyük dört ayı Galileo Galilei tarafından keşfedildi ve günümüzde Galile uyduları olarak biliniyor.

Ganymede, Güneş Sistemi’ndeki en büyük uydudur. Merkür ve Plüton’dan bile büyüktür. Aynı zamanda kendi manyetik alanı bulunan tek uydudur. Ayrıca, Ganymede’nin yüzeyinin altında buzdan bir okyanus tabakasının bulunduğu düşünülüyor.

Jüpiter’in Galile Uyduları

Io, Güneş Sistemi’ndeki en volkanik olarak aktif cisimdir. Yanardağlarının sızdırdığı kükürt, Io’ya,  lekeli sarı-turuncu bir görünüm verir. Jüpiter’in yerçekimi İo üzerinde gelgit etkisi yaratarak, volkanik aktivitenin devam etmesine yardımcı oluyor.

Europa‘nın donmuş kabuğu çoğunlukla su buzundan oluşur. Ve buz tabakasının altında bir okyanus olması muhtemeldir. Buz Okyanusu, Callisto ve Ganymede’nin kabuklarının altında da bulunabilir. Bu sıvıdan bazıları güney kutbunda yeni bulunan tek tük çatlaklardan sızarak yüzeyden dışarı fırladı. Bu uydunun yaşamı barındırma potansiyelinden dolayı, NASA Europa’yı keşfetmek için kaynak talep etti.

Callisto, dört Galilei uydusu arasında en düşük yansıma oranına sahiptir. Bu, yüzeyinin koyu, renksiz bir kayalar ile kaplanmış olduğunu düşündürmektedir.

Jüpiter’in Halkaları

Jüpiter’in üç halkası bulunuyor. Bu halkalar NASA’nın Voyager 1 uzay aracı tarafından 1979 yılında keşfedildiğinde oldukça şaşırtıcı geldi. Her biri Satürn’ün halkalarından daha sönüktür.

Ekvatorunda bulunan ana halka yaklaşık 30 km kalınlığında ve 6,400 km genişliğindedir.

Jüpiter’in Halkalarının Görünümü

İç taraftaki halkaya Halo ismi veriliyor. Yaklaşık 20.000 km kalınlığındadır. Halo, Jüpiter’in manyetik alanı ile etkileşime girerek genişler. Ana halka ve Halo, küçük ve koyu renkli parçacıklardan oluşur.

Şeffaflığı nedeniyle Gossamer halkası olarak bilinen üçüncü halka, aslında Jüpiter’in üç ayından Amalthea, Thebe ve Adrastea’yı da içerisinde bulundurur. Muhtemelen çapı 10 mikrondan az, sigara dumanı içinde bulunan parçacıklarla yaklaşık aynı büyüklükteki toz parçacıklarından oluşur ve gezegenin merkezine yaklaşık 129.000 km mesafeye uzanır.

Jüpiter Araştırmaları ve Keşifler

Jüpiter’e Pioneer 10, Pioneer 11, Voyager 1, Voyager 2, Ulysses, Cassini ve New Horizons uzay araçları olmak üzere yedi misyon gerçekleştirildi.

Pioneer 10, Jüpiter’in radyasyon bandının ne kadar tehlikeli olduğunu açıklarken, Pioneer 11, Büyük Kırmızı Nokta ve kutup bölgelerinin yakın plan resimleri hakkında veri sağladı. Voyager 1 ve 2, gökbilimcilerin Galile uydularının ilk ayrıntılı haritalarını oluşturmasını, Jüpiter’in halkalarının keşfedilmesini ve Io’nun volkanlarının bulunmasını sağladı.

En son gönderilen Juno adında bir başka uzay aracı Jüpiter’e doğru yola çıktı ve 2016 yılında gezegene ulaşarak inanılmaz fotoğraflar paylaşmaya başladı.

UzayCo

 

 

2 COMMENTS

  1. Jüpiter gezegeninin oluşum aşaması ve evrimiyle ilgili keşke daha fazla bilgi bulabilsek. Eminim ki Güneş Sistemi’nin oluşumunun ardından çok önemli olayların baş mimarı olmuştur. Jüpiter’in uyduları arasından Europa bu kadar ünlüyken, umarım ilerleyen yıllarda Juno uzay aracı gibi daha fazla uzay aracını bu sefer atmosfere sokabiliriz.

  2. Jüpiter’in halkalarının oluşmasında, en büyük gezegen oluşunun bir etkisi var mı ? Yoksa bu gezegenlerin halkalarının oluşumu tamamen konumlarıyla mı alakalı ?

LEAVE A REPLY