Keşfedilen tek yaşanabilir gezegen olan Dünya hakkında bilgiler

Güneş Sistemi’nde sürdürülebilir yaşam imkanı bulunan tek gezegen, on binlerce yıldır insanoğlunun yuvası ve medeniyeti geliştirdiği yer olan Dünya hakkında sahip olduğumuz bilgiler ile Dünya’nın fiziksel özelliklerini, atmosferik durumunu ve iç yapısını herhangi bir gezegenden daha iyi biliyoruz.

Dünya, Venüs ve Mars gezegenleri arasında kendi sisteminin yıldızı olan Güneş’in yaşanabilir bölgesinde bulunuyor. Günümüze kadar keşfedilen diğer gezegen ve gök cisimleri ile karşılaştırıldığında en önemli özelliği, üzerinde yaşam bulunması olan Dünya, binlerce bitki ve hayvan türünü barındırıyor.

Mavi gezegen ve yeryüzü isimleri ile de bilinen Dünya, Güneş Sistemi’nin 4 gaz devi olan Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün’ün ardından en büyük beşinci gezegenidir. Yaklaşık 13 bin kilometre çapında olan Dünya, Venüs, Mars ve Merkür’den daha büyüktür. Çapı ekvator ve kutuplarda farklılık gösterir. Bu da dönüş hızından dolayı ekvatordan şişkin, kutuplardan basık küremsi olmasından kaynaklanıyor.

Dünya’nın Fiziksel Özellikleri

6371 kilometrelik yarıçapı ile en büyük karasal gezegen olan Dünya, bu özelliği ile tüm gezegen arasında ise beşinci sıradadır. Gaz gezegenleri, tüm yıldız sistemlerinde karasal gezegenler ile karşılaştırılamayacak kadar büyüktürler.

Karasal gezegenlerin büyüklük karşılaştırması
Dünya, Güneş Sistemi içerisindeki en büyük beşinci ve karasal gezegenler arasındaki en büyük gezegendir.

5.97×1024 kilogramlık bir kütleye sahip olan Dünya, Güneş Sistemi içerisindeki beşinci en büyük kütleye sahip gezegendir. Ve ortalama 5.514 g / cm³ yoğunluğu ile, Güneş Sisteminde bulunan en yoğun gezegendir.

Güneş Sistemimizde diğer gezegenlerin aksine, yaşanabilir bölgede yer almasının ve atmosferinin bulunması sebebiyle Dünya’nın yüzeyinin çoğu sıvı suyla kaplıdır. Dünya’nın yüzeyi ile ilgili yüzde ve alan verileri şöyle: yüzeyin yaklaşık yüzde 70.8’i yani 361.132 milyon kilometre²’ye ulaşan bölümü su ile kaplıdır. Geriye kalan 148.94 milyon kilometre² deniz seviyesinin üzerindedir ve karasal alanları oluşturur. Dünya’nın yüzeyinin toplam alanı yaklaşık olarak 510 milyon kilometre² ‘dir.

Ayrıca, Dünya’nın ekvator çevresinin uzunluğu 40,075 kilometredir.

Dünya’nın Yörüngesel Özellikleri

Dünya’nın yörüngesi, diğer birçok gezegenin yörüngesine oranla daha düşük bir eksantrisiteye (yaklaşık 0.0167) sahiptir.

Güneş’ten uzaklığı (Günberi): 147.098.000 kilometre (0.983 AU)

Güneşten uzaklığı (Günöte): 151.930.000 kilometre (1.015 AU)

Dünya’nın Güneş ortalama mesafesi olan 149.598.262 kilometreye, 1 Astronomik Birim (AU) denir. Ve Güneş Sistemi içerisinde bulunan bütün cisimlerin uzaklıkları daha kolay olmasından dolayı astronomik birim cinsinden ifade edilir.

Gezegenlerin yörüngesi

Dünya Güneş’in çevresinde dönerken, aynı zamanda Kuzey Kutbu’ndan Güney Kutbu’na uzanan hayali bir eksen üzerinde de dönüyor. Güneş’in etrafındaki yörüngesini tamamlaması yani 1 yıl uzunluğu 365 gün, kendi eksenindeki bir tam turunu yani 1 gün uzunluğu 23.93 saat sürer. Dünya’nın 1 yıl uzunluğu her sene farklılık gösterir. 363 ile 367 gün arasında değişkendir.

Dünya’nın ekseni, 23.439281 ° eğimlidir. Eksenin eğimi gezegende mevsimlerin oluşmasını sağlar. Eksenin eğiminin yarımküreler üzerindeki etkisi şu şekilde işler: Kuzey Kutbu Güneş’e doğru yöneldiğinde, kuzey yarımkürede yaz, güney yarımkürede ise kış yaşanır. Yaz boyunca, gündüz süresi daha uzun sürer. Kışın ise, iklim genellikle daha serin olur, gündüz süresi azalır ve Güneş gökyüzünde daha az görünür.

Dünya’nın Atmosferi

Dünya’nın yaşanabilir olması atmosferi ile doğrudan ilgilidir. Atmosferin içeriğinde bulunan gazlar şu şekildedir; yüzde 78 azot, yüzde 21 oksijen, yüzde 0.93 argon, yüzde 0.04 karbondioksit ve kalan miktarda metan, helyum vb. gazlar. Azot ve oksijen, Dünya’daki canlıların yaşamını sürdürülebilmesi için zorunludur. Güneş Sistemi içerisinde bulunan diğer hiçbir yerde, serbest oksijen yüklü bir atmosfer yoktur.

Dünya’da bulunan gazların hepsi bir döngü halindedir. Ve oksijen yaşam için zorunludur denkleminde oksijenin ortaya çıkmasına sebep olan da yaşamdır. Bitkiler fotosentez denilen olayı gerçekleştirirken, atmosferdeki karbondioksiti oksijene dönüştürürler. Dolayısıyla eğer bitkiler olmasaydı, atmosferdeki karbondioksit miktarı artar, buna bağlı olarak oksijen miktarı azalırdı. Bunun sonucunda, karbondioksit seviyesinin yükselmesiyle, Dünya’nın atmosferinde sera etkisi meydana gelecektir. Öte yandan eğer karbondioksit seviyesi daha düşük olsaydı, sera etkisi daha az olacak ve sıcaklıklar daha düşük olacaktı. Bütün bu denklemler ışığında günümüzdeki karbondioksit ve oksijen yüzdelerinin korunması -88 ° C ile 58 ° C arasında değişen sıcaklıkların sağlanması için zorunludur.

 

LEAVE A REPLY