BepiColombo ve Merkür

Avrupa ve Japonya uzay ajansları BepiColombo görevi için hazırlanıyorlar.

BepiColombo, Merkür için planlanmış bir Avrupa – Japonya ortak uzay programıdır. 2018 yılı içerisinde planan görev, gezegenler arası seyir esnasında elektrik gücü sağlayan Merkür Transfer Modülü (MTM) adlı bir taşıyıcı uzay aracı ve iki ayrı yörünge aracı içeriyor. Bu yörünge araçları; Avrupa Uzay Ajansı’nın uzay aracı Merkür Gezegensel Yörünge Aracı (MPO) ve Japon Havacılık ve Uzay Araştırmaları Ajansı’nın uzay aracı Merkür Manyetosferik Yörünge Aracı (MMO).

Uzay aracı, Merkür’e olan 7 yıl sürecek seyahati sırasında diğer gezegenlerin yerçekimlerini de kullanacak. 2020’de Dünya ve Venüs, 2021’de Venüs ve 2021 ile 2025 yılları arasında ise Merkür’e uçacak. Uzay aracı bu uçuşunun sonunda, Aralık 2025’te Merkür’ün yerçekimi tarafından yakalanacak ve yavaşlayacak.

MTM, Merkür yörüngesine gelmeden önce yörünge araçlarından ayrılacak. Ardından, iki uzay aracının her biri ayrı yörüngelere yerleşecek. Japonya’nın MMO’su 9.3 saatlik bir yörüngede ve Avrupa’nın MPO’su ise yaklaşık 2.3 saatlik bir yörüngede olacak. Görev 1 yıl sürecek. Fakat iki aracın sağlam kalması durumunda ek olarak 1 yıl daha uzatılabilecek.

BepiColombo görevi esnasında araştırılacak konulara şunlar;

  • Merkür gezegeninin kökeni ve evrimi
  • Merkür’ün biçimi, iç yapısı, jeolojisi, bileşimi ve kraterleri
  • Merkür atmosferinin kompozisyonu ve dinamikleri
  • Merkür, manyetosfer katmanının yapısı ve dinamikleri
  • Merkür manyetik alanının kökeni
  • Einstein genel görecelilik teoriminin test edilmesi

BepiColombo Görevi Neden Bu Kadar Önemli?

NASA, ESA ve JAXA gibi uzay ajanslarının Güneş Sistemi içerisindeki Satürn, Jüpiter, Plüton, Mars gibi gezegenleri inceledikten sonra tekrar Merkür’e dönmelerinin nedeni parçaları topladıktan sonra büyük resmi görme isteklerinden kaynaklanıyor. Gökbilimciler “Güneş Sistemi nasıl oluştu?” sorusuna cevap arıyorlar.

Sorun şu ki, gökbilimciler Güneş Sistemi hakkında tüm bildiklerini bir araya getirdiğinde ve nasıl oluştuğuna dair mantıklı teoriler üretmeye başladığında, Merkür bir türlü oluşturdukları teorilere uymuyor.

Bunun için de başlangıç olarak, yoğunluğu bu kadar yüksek olan bir gezegeninin Güneş’e bu kadar yakın mesafede nasıl şekillendiğini öğrenmeye çalışıyorlar.

Bu olayı küçük çaplı olarak düşünüp, sadece Güneş Sistemi’ne indirgememek gerekiyor. Aynı zamanda yakın dönemde keşfedilen birçok yıldız sistemi için de referans olacak. Bu sistemlerin incelemesiyle elde edilen ilk sonuçlar, yıldız sistemlerinde Merkür gibi yıldızlarına en yakın mesafede olağan dışı bir gezegenin bulunabileceğini gösteriyor. Fakat hala cevaplanması gereken birçok soru bulunuyor.

 

LEAVE A REPLY